Tarihçe

Ülkemizde 18. yüzyılın sonlarına kadar yüksek öğretim için hemen hemen tek müessese olan medresenin temelleri, 9. yy.’a kadar gitmektedir. Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde medreselerin gelişmesi ile birlikte ihtisas medreseleri de kurulmuştur. Örneğin Konya’daki Sırçalı Medrese sadece hukuk, İnce Minare’deki medrese hadis, Kayseri ve Sivas’taki medreseler tıp, Kütahya ve Kırşehir’deki medreselerde astronomi öğretimi yapılıyordu. Bu ilim kuruluşlarından mezun olanların icazetnameleri veya diplomaları orada ders verenlerce verilirdi. Osmanlılar’da da klasik medreselerin yanında ihtisas medreseleri anlayışı sürmüş, örneğin Bursa’da Darü’t-Tıb (1400) adıyla klinik tıp eğitimi veren bir müessese açılmıştı. Istanbul’un 29 Mayıs 1453’de fethinden sonra takip ettiği siyaset, kültür ve bilim politikası sonucu Istanbul’u Türk-İslam dünyasının ilim ve sanat merkezi haline getiren Fatih Sultan Mehmed, 1 Haziran günü Ayasofya’da Cuma namazını kılarken, Ayasofya yakınındaki papaz odalarında öğretmeni Molla Hüsrev, Zeyrek’teki Pantokrator Manastırı’nda Molla Zeyrek, derslerine başlamışlardı. Daha sonra bugünkü Fatih Camisi’nin iki tarafına birer dershaneli, dördü kuzey diğer dördü güney tarafında 8 medreseden ibaret Sekizli Medreseler (Sahn-ı Semân) adı verilen devrin en büyük medreselerini yaptırdı (1463-1470). Güneydeki dört medresenin yanına, bütün hastalıkların tedavisi ve ilaçlarının verilmesinin emredildiği bir darüşşifa (hastane) yapılmıştı. Fatih Darüşşifası’nda 19. yy.’a kadar yaklaşık 350 yıl tıp eğitimi yapıldığı, hasta bakımının sürdüğü bilinmekte ve burada yapılan tıp eğitimi, İstanbul Tıp Fakültesi’nin ilk nüvesi olarak kabul edilmektedir. Nitekim İstanbul Tıp Fakültesi Profesörler Kurulu, 30.12.1970 tarihli oturumunda 1970 yılını Fakülte’nin kuruluşunun 500. yılı kabul etmiş ve kutlanmasına karar vermiştir.

Günümüzde İstanbul Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Merkezi, Profesörler Kurulu’nun 30.12.1970 tarihli oturumunda 1970 yılını Fakülte’nin kuruluşunun 500. yılı kabul ettiği üzere Ülkemizin ilk Tıp Fakültesi Hastanesidir.  İstanbul Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Merkezi lokalizasyon olarak İstanbul Fatih ilçesinde tarihi yarımadada trafiğin en yoğun olduğu Adnan Menderes ve Turgut Özal Millet caddelerinin arasında yer almaktadır. Merkezimiz Tüm Türkiye’de Üniversite Hastanesi olarak akla ilk gelen başvuru merkezidir.

 

Hastanemizin Fiziksel Yapısı

İstanbul Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Merkezi 112.000 m2‘lik alan üzerine kurulu, toplamda 161171 m2 kapalı alanda 19 ayrı binada hizmet vermektedir.  Yerleşim alanının darlığı, otopark sorunu ve fiziksel koşullarının yetersizliğine rağmen 2011 yılında oluşturulan Süreç Yönetim birimlerinin koordinasyonunda bir çok tıbbi cihaz, teknik donanım ve ekipmanda yenilemeye gidilerek sağlık hizmet kalitesinin artarak devamı sağlanmıştır.

Hizmet binalarının plansız dağılımı, II. Derecede tarihi eser konumunda binaların yerleşke içerisinde bulunması ve binaların dağınık yapısı nedeniyle personel istihdamı ve hizmet sunumunda da aşırı zorluklar yaşanmaktadır.

Hizmet binalarının kullanım ömürlerinin dolması ve tesisat kapasitelerini aşmaları nedeniyle bakım ve onarımları hem güç hem de masraflı olmaktadır. 2011 yılı içerisinde yapılan incelemelerde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Binası ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları binası olası bir depremde riskli olması ve yapısal sorunlar nedeniyle boşaltılmış ve 2012 yılında yıkımları tamamlanmıştır.

İstanbul Üniversitesi © 2017 All Rights Reserved